Kategoriler
ahvalnews Yazılar

GAP’ı nasıl gaptırdık?

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) 40 yıl önce planlandığı gibi ne projenin merkezi olan Urfa’ya ne de projenin kapsadığı diğer illere (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak) istihdam, refah ve zenginlik getirmedi.

Son 10-15 yıldır başta Urfa olmak üzere GAP’ın kapsama alanındaki illerin hemen hemen hepsinde mevsimlik işçilik temel geçim kaynaklarından biri haline dönüştü. Başta Urfa olmak üzere bu iller sık sık mevsimlik işçilik ölümleri ile gündeme geliyor.

Peki ne oldu da, dünyanın en büyük kalkınma projelerinden biri olan GAP projesinin sonucu böylesi bir fiyaskoya döndü. Kısaca anlatmaya çalışayım:

1980 yılında başlanan GAP Projesi, başlangıçta Bölge’nin su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine dayanan bir program olarak ele alınmış; proje kapsamında Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde 22 baraj, 19 hidroelektrik santralı ile 1,8 milyon hektar alanda sulama şebekesi yapımı öngörülmüştü.

1989 yılında hazırlanan Mastır Plan ile GAP entegre bir kalkınma projesine dönüştürüldü. Mastır Plana uygun bir şekilde 2002 yılında yapılan revizyon ile tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık, kırsal ve kentsel altyapı yatırımlarını da içine alan GAP’ın, 2010 yılında bitirilmesi hedeflenmekteydi.  Böylece GAP  dünyanın en büyük entegre kalkınma projelerinden biri haline geldi.

Projenin yönetiminden sorumlu GAP İdaresi Türkiye’nin en iyi kalkınmacılarını bünyesinde bulunduruyordu.  Türkiye’nin en yetkin ve donanımlı bürokratlarından biri olan Olcay Ünver tarafından yönetilen bu kurum, bir okul gibi Türkiye’nin kalkınmacılarını da yetiştiriyordu. Böylesine donanımlı bir ekiple uzun yıllar  çalıştığım için kendimi hep şanslı sayarım.

AKP iktidara gelir gelmez başta İdarenin Başkanı Olcay Ünver olmak üzere, GAP idaresinin neredeyse tüm yetişmiş ekibini görevden uzaklaştırdı. 2008 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan yeni GAP Eylem Planını açıkladı. Bu yeni eylem planı kapsamında 4 stratejik gelişme ekseni tespit edilmişti.

Bunlar; Ekonomik Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi, Sosyal Gelişmenin Sağlanması, Altyapının Geliştirilmesi ve Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesiydi.    Başbakan Erdoğan 27 Mayıs 2008 tarihinde yeni eylem planını basına açıklarken Planın temel hedefinin “Bölgeye refah, huzur ve mutluluk getirmek” olarak belirtmişti.

Ama GAP Bölgeye ne refah, ne huzur, ne de mutluluk getirdi.

Planın 4. Ekseni olan kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, Türkiye’nin en iyi kalkınmacılarının işten bir bir atılması ile baştan bir hayale dönüştü.  Planda öngörülen ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi de mümkün olmadı, çünkü bunun için gerekli Bölgede yatırım yapmayı cazip hale getirecek kapsayıcı ve nitelikli teşvik sistemi bir türlü oluşturulamadı.

Sosyal gelişmenin sağlanması konusunda da planda öngörülen Bölgenin eğitim, sağlık,  istihdam, sosyal hizmet ve yardımlar ile kültür-sanat-spor gibi alanlarda bölge ortalamasının ülke ortalamasına yaklaştırılması hedefine ulaşılamadı, çünkü bu alanda gerekli yatırımlar yapılmadı. Belki bu dönemde Bölgedeki yoksullara biraz daha fazla yardım gitti ama temelde yoksulluğu ortadan kaldıracak stratejiler benimsenmedi.

Altyapı anlamındaki gerçekleşmelere bakalım şimdi: 2018 rakamlarına göre, proje kapsamında hedeflenen 19 hidroelektrik santralinden 13’ü tamamlandı. Hedeflenen 22 barajdan 19’u tamamlandı.

Projede hedeflenen 1.8 milyon hektar alanın sulamaya açılması idi, 558.507 hektar alan sulamaya açıldı. Kısaca enerji projelerinde 40 yılda %74 oranında bir gerçekleşme, sulama projelerinde ise %53 oranında bir gerçekleşme sağlanmıştır. Enerji projelerinin çoğu Bölgeyi değil genel olarak Türkiye’yi beslemektedir.

Yani Türkiye’nin elektriğinin ciddi bir kısmı GAP Projesinden gelen enerji ile sağlanmaktadır. Sulama projeleridir asıl Bölgede katma değer yaratacak olan. Ancak maalesef sulama projeleri de diğer altyapı yatırımları ve sosyal yatırımlar ile elele gitmediği için, öngörülen katma değeri yeterince yaratmadığı gibi yaratılan katma değer de yoksul halk yerine daha çok toprak ağaları ve toprak sahiplerini zenginleştirdi. Bunun nasıl olduğu bu yazıyı aşıyor, başka bir yazıda daha detaylı değineceğim bu konuya.

Tüm bu sebep-sonuç ilişkilerinin hepsinin ötesinde, 40 yıldır GAP’ın temel hedeflerine ulaşılamamasında en büyük etken elbette ki Bölgede devam eden savaş. Savaş oldukça ne yatırımcı gelecek ne de istihdam aratacak.

Erdoğan’ın söylediği “refah, huzur ve mutluluk” Bölge’ye hiçbir zaman uğramayacak. Dünyanın en büyük kalkınma projesinin uygulandığı Bölgenin halkı mevsimlik işçi olarak yollarda ölecek, Batının inşaatlarında ter dökecek, çocukları İzmir’in İstanbul’un çöpünü toplayarak büyüyecek.

Yıllar önce dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel GAP’ın bitmeyeceği söylemleri üzerine , “GAP’ı gaptırmam” demişti.

Oysa GAP’ı çoktan gaptırdık. Şimdi, hiç değilse geçmiş 40 yıldan ders almak için bakmamız gereken GAP’ı kimlere, nasıl gaptırdığımız.


© Ahval Türkçe