Kategoriler
ahvalnews Yazılar

Savaş mağduru çocukların sesi duyulmuyor

Geçen hafta Mardin’de savaş mağduru bazı çocuklarla bir araya geldim. Bu çocukların kimisi mayın patlaması sonucu uzuvlarını kaybetmiş çocuklardı, biri de zırhlı aracın çarpması sonucu sağ bacağını kaybetmiş 21 yaşında bir gençti.

21 yaşındaki Nusaybinli Beşir’e, bundan 5 yıl önce motosiklet ile gezerken zırhlı araç çarpıyor ve Beşir’in sağ bacağı kopuyor.  Beşir, hemen hastaneye kaldırılıyor, sağ bacak kesiliyor. Bacağı kesildikten sonra Beşir’de uyku sorunları başlıyor, geceleri çığlık çığlığa uyanıyor, baba çocuğu doktor doktor gezdiriyor.

Bir müddet sonra protez bacak yapılıyor, ancak aile yoksul olduğu için en basit protez yapılıyor ve bu protezden dolayı Beşir’in ağrıları hiç geçmiyor. Beşir’in ayakları büyüdüğü için şu an tekrar yeni protez ihtiyacı var ve bacak proteze uygun kesilmediği için, bacaktaki bir kemiğin ameliyatla kesilmesi gerekiyor.

Ancak ne yeni bir protez içinailenin parası var, ne de ameliyat için. Baba kapıcı ve 4 çocuğu var. Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları sırasında evleri yıkılmış,  devlet yeni yapılan TOKİ’lerden ev vermiş aileye, ve orada oturuyorlar.

Aile dava açıyor ancak “ehliyetsiz motosiklet kullanmaktan” Beşir suçlu bulunuyor ve 3000 TL. para cezası ödemesine karar veriliyor.

Beşir’in babası, çocuğunu ezen zırhlı araç sürücüsünün tavrına çok içerliyor ve şöyle söylüyordu: “Hiç değilse bir özür dileseydi oğlumu ezen polis. Eve gelseydi, deseydi ki ‘abi kusura bakma, çok üzgünüm’. Bunu bile demedi. Mahkemede yanımızdan öylece geçip gitti. Bir çocuğun ve bir ailenin hayatını mahvetmemiş gibi”.

Geçen haftaki Mardin ziyaretimden aklımda en çok birlikte yemek yerken Beşir’in sessizliği ve oğlunun başına gelenleri anlatırken sesi titreyen babası kaldı.

Önceki gün zırhlı araç bu sefer İdil’de küçük bir çocuğu ezdi. Zırhlı polis aracı 7 yaşındaki Mihraç Miroğlu’na çarparak ölümüne neden oldu. Mihraç o sırada bisikletle sokakta geziyordu. Mihraç’ın mahalle komşuları zırhlı araçların sokaklardan geçerken hızlı geçtiklerini belirtiyorlar. Hızlı geçiyorlar, geçebiliyorlar, çünkü birine çarpıp ölüm ya da yaralanmaya sebep verdikleri ya da Beşir’in babasının söylediği gibi bir ailenin hayatını mahvettikleri zaman ceza almıyorlar.

2017 yılında Lice’de zırhlı aracın çarpması sonucu ölen 83 yaşındaki Pakize Hazar’ın davası da geçen yıl sonuçlanabildi. Mahkeme zırhlı aracı kullanan polise 18.200 TL para cezası verdi ve bunu da 24 eşit taksite böldü. Yani Pakize Hazar’ın yaşamının değeri ayda 758 TL. ye indirildi.

Şırnak Silopi’de 3 Mayıs 2017’de uyurken evlerine çarpan zırhlı araç sonucu ölen iki kardeş, 7 yaşındaki Muhammed Yıldırım ile 6 yaşındaki Furkan Yıldırım’ın davası da cezasızlıkla sonuçlandı. Polis memuru Ö.Y’ye verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası 19 bin TL para cezasına çevrildi.

İHD Diyarbakır Şubesi’nin hazırladığı “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Zırhlı Araç Çarpması Sonucu Meydana Gelen Yaşam Hakkı İhlalleri Araştırma Raporu”na göre 2008-2018 yılları arasında zırhlı araçların karıştığı 63 olayda 16’sı çocuk ve 6’sı kadın olmak üzere toplam 36 sivil yaşamını yitirirken, 85 kişi de yaralandı. Zırhlı araç çarpmalarına ilişkin davaların hepsi cezasızlıkla sonuçlandı. Bu davalarda verilen kısa süreli hapis cezaları, çoğunlukla para cezasına çevrildi.

Mihraç’ın babası haklı olarak, “bizi kimse duymuyor” demiş. Çok doğru. Ne Mihraç, ne  Muhammed ve Furkan, ne de Kürt illerinde son yıllarda savaş ve çatışmaların mağduru olan yüzlerce çocuğun sesi duyuluyor.

Ölenler ölüyor, hayatta kalanları ise korkunç zorluklar bekliyor. Çoğu proteze ya da düzgün sağlık hizmetine ulaşamıyor. Arkadaşları dışarıda oynarken, bir evin içinde gözyaşı döküyorlar. Okul yok, sokak yok, oyun yok, şiddetli ağrılar ve proteze ulaşma çabaları ile bir ömür karabasanlar içinde geçiyor.

Önceki gün İdil’de bir çocuk bisiklet sürerken katledildi.

7 yaşındaydı, Galatasaraylıydı.

Galatasaray susuyor, çocuk dernekleri susuyor, çocuğun öğretmenleri, okulu susuyor, anneler babalar susuyor, herkes susuyor.

Kimse sormuyor:

Zırhlı araçlar neden Kürtlerin sokaklarından geçiyor?

Neden Kürt çocukların derdi bisikletten ya da kaydıraktan düşmek olmuyor da, bombalardan, kurşunlardan, mayınlardan, zırhlı araçlardan korunmak oluyor?

Neden Kürtlerin toprakları mayın tarlası halinde?

Neden Kürt çocukların ölümü böylesine korkunç oluyor?

Ve evet, neden bu çocukların sesleri duyulmuyor?

Not: Beşir’e yeni bir protez ya da ameliyat sürecinde destek verebilecek kişiler bana ulaşırlarsa, kendilerini aileye yönlendirebilirim.