Her Kürt’ün bir ‘O Gün’ü var

GÜLŞEN KOÇUK Yazdı:
HER KÜRT’ÜN BİR “O GÜN”Ü VAR
Kürt Sorunu, birçok kalemden, birçok farklı dille yazıldı, çizildi. Hala “çözüm ve müzakere süreci” adı altında çözümlenmesi için çalışılan Kürt sorununun yaşamsal örneklerine çok az yerde rastlanır. Nurcan Baysal son kitabı “O Gün”de Kürt sorununun, halkın günlük yaşam pratiklerine nasıl işlediğini anlatıyor bizlere. “Kürt sorunu burada günde on kere elektriğin gitmesi, her gün helikopter sesiyle uyanmamız, okul kuramamamız” diyen Baysal, yeni kitabına ilişkin sorularımızı yanıtladı.



Kitabınızı yazmaya karar verme ve hazırlık aşamalarını nasıl geçirdiniz?

Aslında kafamda bir kitap yazmak yoktu. Ben 2008 yılında Tatvan-Van arasında Kavar olarak bilinen bir bölgede kırsal kalkınma programı yürütmeye başladım. Orada birkaç yıl çalıştıktan sonra Kavar’ın hikayesi beni sarmaya başladı. Yaklaşık 5 buçuk yıl o köylerde çalıştım. Kitabı yazmaya ise 3 yıldan sonra karar verdim. Kavar’ın hikayesinin duyulması gerektiğini düşündüm ve kitabın yazım süreci başladı.

Anlatılarda okuyucuların karşısına neler çıkacak?

Biraz hayatın içinden, insandan insana geçen bir kitap. İnsan hikayelerini ama bu hikayelerin arasında Kürt sorununun çeşitli boyutlarını da göreceksiniz. Kitapta Kavar’ın Ermeniler döneminden başlayan bir geçmişi var. 100 yıl önceden başlayıp 12 Eylül 1980’e, sonra 90’larla Kavar’ın zalimce yakılması, yıkılması süreci, göç ve 2000’lerden sonra Kavarlıların kendi imkanlarıyla yavaş yavaş köylerine geri dönüş süreci kitapta yer alıyor. Kavarlılarla yapmaya çalıştığımız kalkınma çalışmalarından, kadınlarla yaptığımız arıcılıktan, okul kurma çabalarımızdan, beri yolunun düzeltilmeye çalışılmasına kadar birçok günlük hikaye yer alıyor.

’O Gün’de hangi günden ya da hangi günlerden söz ediyorsunuz?

Öncelikle Kavarlılarla yaptığım bütün röportajları yanıma koydum. Sonra şunu farkettim: Hep “o gün” ile başlayan cümleler var. Mesela diyor ki, “O gün babamı tandıra koydular üstüne benzin döktüler.” Bir kadın diyor ki, “O gün bir kurşun geldi.” Kavarlıların hep bir o gün’ü var. Kürtler olarak hepimizin bir “o gün”ü var. Bu nedenle kitabın adının da “O Gün” olması, o günleri daha iyi yansıtacak gibi geldi. Sadece Kavar’ın değil, Kürt sorununun birçok yönünü yansıtacağını düşündüm. Çünkü Kürtler hep bir “o gün”le yaşıyor.

Kitabınız boyunca kalkınma sorununu ele aldığınızı söylediniz. Sizce kalkınma nedir?

Kalkınma aslında sorunlu bir kavram. Ben kalkınma yerine başka bir kavram bulamadığım için şimdilik bunu kullanıyorum. Yaşamda belirli eşitsizlikler var. Suya, yola, küçük üretime ulaşamayan insanlar var. Onlar için birşeyler yapmak lazım. Benim kullandığım kalkınma kavramı ve benim kalkınma anlayışım başka bir şey. HES’ler, otobanlar, alışveriş merkezleri değil. Ben kalkınmadan insanların mutlu olmasını da anlıyorum. Kalkınma ve özgürlük ilişkisine tamamen katılıyorum.

Kapakta yolda yürüyen bir kadın var. Neden bu fotoğrafı seçtiniz?

Kapaktaki fotoğraf bir beri, yani yayla yolu. Kavar’dan bir resim. Kavarlı kadınlar her yıl nisan ayından itibaren süt sağmaya yaylaya giderler. Bu yayla yolunu kadınlar 100 yıldır gidiyorlar ve biz 5 yıldır bu yolu yaptıramadık. Bu yolu neden yaptıramadığımız da kitaptaki hikayelerden bir tanesi. Neden 100 yıldır bu kadınlar ayakları parçalayan bu yolu yürümek zorunda? Çünkü Kürtler.

Kürt sorunu okul kuramamamız…

Kitapta özellikle ‘Ben bunu anlatmak istedim’ dediğiniz şeyler var mı?

Hep Kürt sorununa ilişkin büyük şeyler konuşuluyor. Halbuki Kürt sorunu burada günde on kere elektriğin gitmesi, her gün helikopter sesiyle uyanmak, okul kuramamamızdır. Kürtlükten kaynaklı yaşadıklarımızı konuşmadığımızda barış sokaklara, evlerimize nasıl gelecek? Kürtler yaşamlarının her anında ayrımcılığı yaşıyorsa barış gelmeyecek. Bu ülkede Kürt olmanın ne olduğunu Türkler de okusun ve görsün istedim.
 

*As published in ÖZGÜR GÜNDEM Newspaper on 27.02.2014