Kürtlerin onurları ile oynayan adamların Vali olduğu ülkede, Kürt sorunu bitmez!

Kürtlerin onurları ile oynayan adamların Vali olduğu ülkede, Kürt sorunu bitmez!

Ağrı Valisi Musa Işın bundan yaklaşık bir hafta önce, Diyadin’de özel timlerce katledilen 2 çocuk için “silahlarıyla birlikte ele geçirilen teröristler” açıklamasını yapmıştı. Valinin açıklamasının hemen sonrasında katledilenlerden birinin 15 yaşındaki Muhammed Aydemir, diğerinin de 16 yaşındaki Orhan Aslan olduğu, her 2 çocuğun da ekmek fırınında işçi olarak çalıştığı, çatışma seslerinden korktukları için odunluğa girdikleri ve odunlukta katledildikleri anlaşıldı. Katledildikten sonra da üstlerine gerilla kıyafeti giydirilmeye çalışılmıştı. Vali tabi ki ilinde yaşananları bizden iyi biliyordu, ama son 30 yıldır yapıldığı gibi halka yalan söylemekte bir sakınca görmüyordu, ne de olsa “terör ve bayrak” kelimeleri bu ülkede her türlü pisliği örtüyordu.
Valinin katledilen çocuklarla ilgili açıklamasının gerçek olmadığının hızlıca ortaya çıkarılmış olması belli ki Vali Beyi kesmemiş. 2 çocuğun katledilmesi ve halka söylediği yalana ilişkin tek bir özür veya üzüntü cümlesi sarf etmemiş olan Vali Bey, bugün yeni bir açıklama daha yapmış. Açıklamasında PKK’nin “Kürtlerin namusuna musallat olduğunu” söyledikten sonra, şöyle devam ediyor: 

“Bir ilimizde 40’a yakın genç kız PKK tarafından dağa kaçırılarak iğfal ediliyor ve siz bu halde ailelerinize dönemezsiniz diyerek orada zorla tutuluyorlar. İnsanlarımız namuslarıyla tehdit ediliyor.”
Açıklamayı nerden ele alsam bilemedim. Öncelikle Valimiz belli ki şaibe yaratacak ifadeleri seviyor, “bir ilimiz” diyor ama ilin ismini vermiyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki, böyle bir olay yaşanmış olsa, bu devlet bunu bağıra bağıra tüm dünyaya her ayrıntısıyla ilan etme zevkinden kendini mahrum bırakmazdı herhalde.
40’a yakın genç kız kaçırılmış. Son iki yıl içerisinde 10 binin üzerinde katılım olduğu söylenen PKK (ki 90’larda bile örgüte katılım hiçbir zaman bu kadar yüksek olmamıştı), neden 40 genç kıza ihtiyaç duyuyor? Valimiz devam ediyor, bu kızlar “iğfal edilmiş”! PKK eğer kadınlara “iğfal eden” bir yapılanma ise neden her yıl binlerce genç kadın hala bu örgüte katılıyor? Vali Bey umarım engin bilgisiyle bizlere bu soruların cevaplarını da verir.
Bitmedi, dahası da var… PKK kampları her gün bombalanırken, bir yandan Şengal’de, Rojava’da, Kobane’de İŞİD ile savaşırken, bir yandan da bu 40 genç kızı dağda zorla tutmaya çalışıyormuş! Yani bu savaş ortamında, PKK’nin işi gücü yok 40 genç kızla uğraşıyormuş! Hepimiz biraz gülümsedik değil mi:) Ama belli ki Vali Bey gülümsemiyor, o böööyük devlet ciddiyeti ile konuştuğunda halkın da yemesini bekliyor!
Mesele sadece Vali Bey’in söylemi değil elbette! Bu tarz söylemler son zamanlarda sadece AKP’li bürokratlar değil yandaş basında da sık sık tekrarlanmaya, yazılıp çizilmeye başlandı. Son zamanlarda sık sık PKK’nin Kürt halkının “namusu” ile oynadığı, özelikle namusu kadının iki bacağı arasına sıkıştıran zihniyet tarafından tekrarlanıp duruyor. Herhalde işkenceyle, korkutarak, pirinçle, bulgurla, ihaleyle, parayla, yakarak, bombalayarak, anasından emdiği sütü burnundan getirerek, cenazelerini bile vermeyerek… ele geçiremedikleri, yanlarına alamadıkları Kürtleri bu sefer “bel altından” vurarak belki ele geçiririz diye düşünüyorlar! Offf… offf… ne diyeyim bilmiyorum ki artık. Bu oyunu oynayanlar, bu söylemi dillerine dolayanlar, bilmenizde fayda var: Kürtler sizin söylemlerinizi ancak ve ancak kendilerine karşı bir hakaret kabul ederler!
Bir kez daha hatırlatmakta fayda var bu insanlara! Kürtler bunca yıl kendilerine yapılanları sadece zulüm olarak değil “hakaret” olarak da tanımlarlar. Kürt meselesi temelde Kürtlük meselesidir, Kürtlük de bir onur meselesidir! Ve her onur meselesi gibi bu meseleye de çok büyük bir özenle, hassasiyetle yaklaşmak gerekir. Böylesine ucuz, bel altı yollarla bu mesele çözülmez, sadece daha fazla derinleşir!
Ve Kürtlerin onurları ile oynayan adamların Vali olduğu ülkede, biliniz ki Kürt sorunu bitmez!
Nurcan Baysal
*As published in T24 on 22.08.2015

Yazar Hakkında

Nurcan Baysal