‘Şengal Şengala me ye,Apo Serokê me ye!’

‘Şengal Şengala me ye,Apo Serokê me ye!’ *

Aralık ayının ikinci Cuması kutlanan  Ezidilerin kutsal bayramı Cejna Êzi Türkiye’deki Ezidi kamplarında buruk karşılandı. Bayramı kutlamayan Ezidiler, bayram günü uzaktaki vatanlarına, kayıp sevdiklerine ağıtlar yakarak geçirdiler.
Bayram ertesi gelen Şengal’in İŞİD’ten temizlendiğine ilişkin haberler de kampta büyük bir coşku yaratmadı. Başta Erbil olmak üzere Güney Kürdistan’ın birçok şehrinde büyük kutlamalar yapılırken, Kuzey’de ise sevince rağmen Kobane’de devam eden mücadeleden dolayı kutlama yapılmamıştı. Gerçi her ne kadar Şengal’in  stratejik noktaları Kürt güçlerinin eline geçtiyse de, daha kat edilecek uzun bir yol var…

Şengal’in geri alındığına ilişkin gelen haberler kamplarda buruk bir sevinç yaratmıştı. O akşam Ezidiler Diyarbakır kampında bir basın açıklaması yapmış, daha sonra da yürüyüş gerçekleştirmişlerdi. Yürüyüşe Ezidi kadınların da katılması, kamplarda kaldıkları bu 5 ay içerisinde Ezidi toplumunda başlayan dönüşümün de bir göstergesiydi.
Hemen ertesi gün sevinçlerini paylaşmak için ziyaret ettiğim Ezidiler hala Avrupa hayallerini korumaktaydılar. Nitekim 2 hafta önce kamptan 110 kişi Avrupa’ya gidebilmek için Bulgaristan sınırına gitmiş, sınırdan geçemeyince gözaltına alınmış ve gerisin geriye kampa dönmüşlerdi.
“Şengal kurtuluyor, dönmeyecek misiniz?” soruma genelde verilen cevap; KDP’ye güvenmedikleri, YPJ ve YPG’ye güvendikleri, Şengal özgür bir kanton olursa dönebileceklerini, yoksa dönmeyi düşünmedikleri şeklindeydi.
Açıkçası şaşırmıştım. KDP’ye olan güvensizliğin bu kadar derin olduğunun farkında değildim.Sonuçta Şengal’in geri alınmasında peşmerge ve gerillalar İŞİD’e karşı beraber savaşıyorlardı.  Görüştüğüm Ezidiler peşmerge ile geçmişte kötü deneyimleri olduğunu aktarıyorlar.
Ezidi bir adam:
“Biz Ezidi olduğumuz için Peşmerge bizden bir şey almıyordu, pazara yoğurt, süt götürüyorduk almıyorlardı bizden, haram diyorlardı” diye açıklıyor durumu.
Başka biri: “Ben yumurta satarak geçiniyorum. Çarşıda bizi gören peşmergeler bizim yumurtaları haram diye almıyorlardı” diye ekliyor.
Geçmişin bu kötü tecrübeleri İŞİD saldırıları sırasında peşmergelerin geri çekilmesi ile birleşince Ezidilerin peşmergeye güvensizliği daha da derinleşmiş görünüyor.
Bir adam şöyle anlatıyor:
“14-15 kızımızı yanımızda aldı İŞİD, peşmerge bir şey yapmadı. Peşmerge olduğu sürece oraya gitmeyiz. PKK- YPG başımızda olursa gideriz, savaşırız derlerse onlarla savaşırız”
Nitekim kampta yapılan yürüyüş sırasında Ezidiler tarafından atılan “Şengal Şengala me ye, Apo Serokê me ye” sloganı da Ezidilerdeki büyük dönüşümün habercisi.
Öyle görünüyor ki İŞİD saldırılarından onları YPG’nin kurtarması Ezidilerde kimlik millet kavramlarında değişim yaratarak, kendilerini artık Kürt ve Ezidi olarak tanımlamalarına yol açmış. Ezidiler bugün kendilerini Kürt siyasal hareketi ile çok daha yakın hissetmekteler. Öte yandan kamplarda Kürt hareketi tarafından verilen eğitimler Ezidileri sadece “kanton, öz-savunma…” gibi daha önce bilmedikleri kavramlarla tanıştırmakla kalmamış, bundan sonraki yaşamlarında tekrar bir kırıma uğramamak için farklı mücadele biçimlerini geliştirme konusunda da Ezidi toplumu içinde tartışmaların açılmasına vesile olmuş.
Diyarbakır’da bugün kurulan Kuzey Kürdistan Ezidi Meclisi’ni de bu kapsamda değerlendirmek gerek!
Melek Tavus’un halkı Ezidiler, binlerce yıllık zulüm tarihinin ardından, yine bir zulüm sonucu savruldukları bu topraklarda, Kürtlükleriyle buluşarak, derin yalnızlıktan kurtulmuş görünüyor!
Nurcan Baysal
18.01.2015,Diyarbakır
*Şengal bizim Şengalimiz, Apo da bizim başkanımız
*As published in T24 on 19.01.2015

Yazar Hakkında

Nurcan Baysal